GİDENE KAL DEMEYECEKSİN






Gidene kal demeyeceksin. .. 
Gidene kal demek zavallılara, 
Kalana git demek terbiyesizlere, 
Dönmeyene dön demek acizlere, 
Hak edene git demek asillere yakışır. 
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme, yoksa değersiz olan hep 
sen olursun...
Düşün... 
Kim üzebilir seni senden başka? 
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? 
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? 
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen? 
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? 
Her şey sende başlar, sende biter... 
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama 
sevgisini... 
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de. 
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de. 
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum, 
Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime. 
Sonra dedim ki söz ver kendine 
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin, 
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin, 
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin, 
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin. 
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım. 
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.









Deli kadınlar dümdüz kadınlardır. Hileye hurdaya ihtiyaç duymazlar. Sizden bir şey istediğinde hiçbir ayak oyununa yada hesaplamaya gerek duymadan ister! Bir şeyi reddettiğinde de bunu yine aynı düzlükte reddeder öldür asla ikna edemezsiniz! Çünkü sizin dünyanızın gücü onu ikna etmeye yetmez! Dedik ya; zaman mutlaka deli kadını haklı çıkaracaktır!

Para, pul, kariyer, kimlik, ulus, sınır, çocuk, ev, mal, mülk vs. ile asla işi olmaz! Bu açıdan ulussuzdurlar onları dünyanın neresinde görürseniz görün şıp diye tanırsınız. Çünkü ne kahkahaları tutsak, ne gözyaşları sınırlı, ne arzuları mahpus, ne öfkeleri prangalıdır. Bu duygu durumlarından her hangi birini her hangi bir mekanda, kişi sayısı fark etmeksizin tak diye önünüze koyarlar! Size düşen o an yaşanacak olan neyse tadını sonuna kadar çıkarmaktır. Sevişecekse orta yerde sevişecektir sizinle, dövüşecekse yine orta yerde!

Çünkü en zayıf olduğum yerden sınanmış en hassas olduğum yerden vurulmuşum

.... Hangi yanımdan yara alsam o yanımdan ağrımışım.... Taşıyamam zannettiklerimi taşımış, taşırım zannettiklerimin altında kalmışım...

İçimdeki ummanı önce sızdırmış sonra taşırmışım.. Öyleyse hepsine de amenna.... Değil mi ki seçilmişim....

Ne güzel suçluyuz biz hepimiz




Sana söyleyemediklerimi karıncalara söyleyeceğim, bozkıra, senden benden yalnız.
Susuyoruz bak hep. Söyleyemediklerimizi susuyor, bilmediklerimizi konuşuyoruz. Bozkır senden benden yalnız, oysa yaratık dolu, yaşam dolu ya karıncalar.
Hep oturup cigara içiyoruz yetersiz, konyak içiyoruz yetersiz, en asıl yetersiz biziz, yalnızlığımız en yetersiz ,ya bozkır.
Ben kadının biriysem sevilmeliyim, sen bilmezsin güzel miyim, en büyük güzelliğim senin bilinmezliğin, duymazlığın ,ya en boş damlalar gözlerimizde.
Bak, tozluyuz biz, çok tozluyuz,ya bozkır, bozkır yolundan kamyonlar geçerken kalkan toz.
O başka, yapışkan bizimki, yağmurlarla yıkanmaz.
Bak, hayal kurarım, en zevksiz acıklılara gözyaşı dökerim de kendimi bilmem. Biz bilmeyiz birbirimizi; böylesine mutluyuz bazı.
Bu evrende her şeyi silecek birileri, yaşamları çoktan. Bu önemli değil; biz çoktan tükenmişiz.
Somutlara güvenimiz yok hiç; onlar yok. Herkesler her şeylerini çok şeylere harcıyorlar, tutsak kılıyor bu şeyler onları, hep onlara çarpıyorlar yaşantılarında.
Ama bak, gerçek tutsaklar biziz, soyuttan gelir bizim ki, savaşılmaz.
En değerli somutlarımı yoktan satarım da kurtulamam ötekilerden, bilirsin.
Bırakıp bırakıp ırak kentlere bile gidemeyiz, bu uğraşı ister.
Bak, bizi ağaçlandırmak güçtür ya bozkır.

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle





İnsan demek, kırıklık demektir.Her türlü kırıklık.Düş kırıklığı.Kalp kırıklığı.Yaşamanız gerektiğine inandığınız şeyleri yaşamadığınızın, olmanız gereken yerde olamadığınızın, sahip olmak isteyip de olamadıklarınızın kırıklığı ve bu kırıklığın doğurduğu hüzün...

 

Oyun Sonu






Bir gün kör olacaksın.Benim gibi.Bir köşede oturuyor olacaksın, boşlukta kaybolmuş küçük bir leke.Karanlıkta kalacaksın, sonsuza dek.Benim gibi.Bir gün, yoruldum, oturayım deyip bir kenara oturacaksın.Sonra, acıktım diyeceksin, kalkıp yemek hazırlayayım.Ama ayağa kalkamayacaksın. Oturmakla hata ettim, diyeceksin.Ama madem ki oturdum, biraz daha oturayım, sonra kalkıp bir şeyler yerim, diyeceksin.Ama hiç kalkamayacaksın, bir şey de yiyemeyeceksin. Biraz duvara bakacaksın.Sonra gözlerimi kapayayım, diyeceksin, belki biraz uyusam daha iyi olur diyeceksin ve kapayacaksın.Açtığın zaman artık duvar olmayacak.Boşluğun sonsuzluğu çevreni saracak.Bütün çağların yeniden dirilen bütün ölüleri dolduramayacak o boşluğu.Bozkırın ortasında ufak bir çakıl taşı olacaksın.Evet, bir gün neyin ne olduğunu anlayacaksın.Benim gibi olacaksın.Yalnız senin kimsen olmayacak, çünkü sen kimseye acımamış olacaksın ve zaten acınacak kimse de kalmayacak...